Nas suresi anlamı ve okunuşu

İslam aleminde Müslümanlar, kalbine bir nefret edilen şey dolduğunda, kötü şeylerin olacağını düşündüğünde veya panik ve nefret edilen şey anlarında Nas ve Felak surelerine sarılırlar. İnsanı türlü kötülükten uzakta tuttuğuna inanılna Nas suresinin Türkçe anlamı ve okunuşu araştırılıyor. İşte Nas suresi hakkında merak edilenler

NAS SURESİ ARAPÇA OKUNUŞU

Bismillahirrahmânirrahîm.

Kul e’ûzü birabbinnâs

Melikinnâs

İlâhinnâs

Min şerrilvesvâsilhannâs

Ellezî yüvesvisü fî sudûrinnâsi

Minelcinneti vennâs

NAS SURESİ TÜRKÇE MEALİ

Rahmân ve Rahîm olan Allah´ın adıyla
De ki: “Cinlerden ve insanlardan; insanların kalplerine vesvese veren sinsi vesvesecinin kötülüğünden, insanların Rabbine, insanların Melik’ine, insanların İlah’ına sığınırım.”

NAS SURESİ’NİN FAZİLETİ

Adını her âyetinin sonunda yer alan nâs (millet) kelimesinden alır. Altı âyet olup fâsılası “س” harfidir. Felak sûresiyle birlikte Muavvizeteyn (Muavvizetân: her türlü kötülükten Allah’a sığınmayı açıklama etmekle başlayan iki sûre) ve Mukaşkışetân (şirk ve nifak hastalığından uzaktan olmaya vesile olanlar), İhlâs ve Felak sûreleriyle birlikte Muavvizât adını alır. Nâs sûresinin Felak sûresiyle birlikte nâzil olduğu konusunda ittifak varsa da Mekke döneminde mi yahut Medine döneminde mi indirildikleri hususunda farklı fikirler ileri sürülmüştür. Ama sûrenin muhteva ve üslûbu Mekkî olduğu yönündeki görüşleri kuvvetlendirmektedir (nüzûl zamanı ve nüzûl sebebiyle ilgili değerlendirmeler için bk. FELAK SÛRESİ).

Felak sûresinde olduğu gibi Nâs sûresinde de kötülüklerinden Allah’a sığınılacak şeyler bildirilir. Sûrede, pusuda bekleyip kötü görüşler aşılayan cin ve insan şeytanının şerrinden Allah’a sığınılması emredilmektedir. İlk üç âyetinde Allah’ın “rab, melik, ilâh” sıfatlarına aksan yapılması O’nun ebeveyn şefkati gibi insanlara olan yakınlığına, koruyuculuğuna, bütün kötülükleri etkisiz kılma hâkimiyet ve gücüne göze çarpan etmektedir. 4. âyette kötülüklerinden sığınılacak varlıkların nitelikleri belirtilirken kullanılan “vesvâs” kelimesi “aralıksız vesvese veren, rahat telkinlerde bulunan” anlamına gelir. Bu kavramın Kur’an’daki kullanılışı göz önünde bulundurulduğunda kaygı veren şeytanın, kişinin nefsânî arzuları ve kötü insanlardan ibaret olduğu anlaşılabilir (M. F. Abdülbâkī, el-MuǾcem, “endişe” md). Benzer âyette yer alan hannâs (sinsi) kelimesi de kendisinden sığınılacak varlığın niteliğini göstermektedir.

Ebû Mansûr el-Mâtürîdî, Nâs sûresinde Allah’ı niteleyen “rab, melik, ilâh” kelimelerinin rahat ayrıntılı “nâs” yerine felak sûresindeki gibi bütün yaratılmışları içine alan “mâ halak” (yarattığı her şey) terkibine izâfe edilmemesinin sebebini şöyle açıklamaktadır: İçlerinde rab edinilenler ile hükümdarların bulunması ve Allah’tan başkasına ibadet yapılmasıyla aşina varlık türü insandır. Sûrede insanları yaratan, rahmetiyle geliştirip yaşatan, bütün bir kâinata olduğu gibi onlara da hâkim bulunan ve tapınılmaya yegâne lâyık olanın sadece Allah olduğu mesajı verilmektedir. Keza İslâm anlayışına göre insan kâinatın en kıymetli varlığıdır, ona nisbet edilen şeyler (rab, melik, ilâh) bütün yaratıklara nisbet edilmiş sayılır (Âyât ve süver, s. 128-130).

Nâs sûresinin faziletine dair çoğu söylenti nakledilmiştir. Genel Olarak İhlâs ve Felak sûrelerinin de yer aldığı rivayetlerde Muavvizât’ın Kur’an’ın üçte birine eşit gelen fazileti, şifa verici ve koruyucu özellikleri, yatmadan önce ve her namazdan sonra okunmasının gereği vurgulanmaktadır. Hz. Âişe’den nakledilen bir hadise tarafından Resûlullah rahatsızlık zamanında ve gece yatağa gireceği sırada İhlâs, Felak ve Nâs sûrelerini üç defa okuyup avuçlarına üfler ve elleriyle tüm vücudunu sıvazlardı (Buhârî, “Feżâǿilü’l-Ķurǿân”, 14; Ebû Dâvûd, “Edeb”, 98; sûrenin faziletiyle ilgili diğer rivayetler için bk. Şevkânî, V, 518-519; İbrâhim Ali es-Seyyid Ali Îsâ, s. 414-437).

Nâs sûresiyle ilgili olarak yapılan incelemeler arasında İbn Sînâ’nın (Delhi 1311/1893; nşr. Hasan Âsî, et-Tefsîrü’l-Ķurǿânî ve’l-luġatü’ś-śûfiyye fî felsefeti İbn Sînâ, Beyrut 1403/1983, s. 121-125), Burhâneddin İbrâhim b. Muhammed el-Meymûnî’nin (Süleymaniye Ktp., Yenicami, nr. 151), Muhammed b. Abdülvehhâb’ın (nşr. Fehd b. Abdurrahman b. Süleyman er-Rûmî, Mecelletü’l-Buĥûŝi’l-İslâmiyye, sy. 33 Riyad 1412/1992, s. 143-179) ve Ali Şerîatî’nin (el-Münteķā, IV/12 1988, s. 75-84) Tefsîru sûreti’n-Nâs adını taşıyan eserleri zikredilebilir.

Yorum yapın